BÜTÜN ARAPLAR BİRLEŞİR Mİ? (PAN-ARABİZM)*

Anasayfa » Fikriyat » BÜTÜN ARAPLAR BİRLEŞİR Mİ? (PAN-ARABİZM)*

BÜTÜN ARAPLAR BİRLEŞİR Mİ? (PAN-ARABİZM)*

Metin GÜMÜŞ[2]

Bütün Arapları tek bir siyasi çatı altında toplama ideali olan pan-Arabizm, dünya milletleri içerisinde en son sayılabilecek milliyetçilik akımı olduğu söylenebilir. Vestfalya Antlaşması (1648), Fransız İhtilali (1789); yıkılış sürecine giren Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde barınan belli bir dil, kültür birliği olan topluluklarda milliyete dayalı ulus devlet kurma düşüncelerini ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu düşüncede olan birçok millet imparatorluğun çatısı altından çıkarak ulus devlet olma amacına ulaşmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu yıkılış döneminde açılan azınlık okulları bugün Orta Doğu olarak anılan Ürdün, Lübnan, Suriye, Irak (Bilâd-ı Şam) ve Mısır’da da görülmektedir. I. Dünya Savaşı öncesi fikri planda bir Arap milliyetçiliği tezi azınlık okullarında yetişen gayrimüslim, Avrupa görmüşler, toplumdaki okur-yazar-düşünür tabakası arasında fikri düşünce olarak kalmıştır. Osmanlı II. Abdülhamit Dönemi pan-İslamist politikaları Arap milliyetçiliği / pan-Arabizm düşüncesinin halk katmanına inmesine engel olmuştur diyebiliriz.

İngilizlerin Mısır’ı işgali (öncesinde Fransız işgali), Fransızların Suriye’yi işgali ve I. Dünya Savaşı Arap toplulukları arasında da milliyetçilik akımlarını tetiklemiştir. Nitekim süreç sonunda birçok Arap devleti kurulmuştur. Arap milliyetçiliği, coğrafyada ilk sömürgelerden olması sebebiyle Mısır’da kendisini göstermeye başlamıştır. Diğer Arap ülkelerine ise Mısır’dan ihraç edilmiştir (Okutan, 2001., s.s.164-168; Kurşun, DİA s.157)  denilebilir. Arap milliyetçiliği tanımı asabiye (akraba bağlılığı), kavmiyet, ümmet terimleri ile bağdaştırılmaya çalışılsa da emperyalizme karşı Filistin’de kurulan İsrail Devleti’ne tepki olarak (Öztürk, 2012, s.125,130) ortaya çıkmıştır. Düşünce başlangıçta Selefîlik olarak algılanıp İslamî reform, İslam’ın referans kaynaklarına dönüş olarak da anılmaktadır. M. Abduh ve Reşit Rıza’nın görüşleri buna örnek olarak verilebilir. Lakin her iki düşünürün de zihin dünyasında İslam’ı dar bir kalıp içinde bırakıcı ve başka düşüncelere hayat hakkı tanımayacak şeklinde bir ideali yoktur. (Okutan, 2001, s.163)

II. Dünya Savaşı öncesi mandater sistemlerden kurtulan Suriye, Mısır ve Irak’ta savaş ve sonrasında kurulan İsrail Devleti’ne karşı yönetimler ve halkları arasında Arap milliyetçiliği konusunda birliktelik fikirleri ortaya çıkmıştır. Yeni kurulan Arap Devletleri arasında ortak pazar, ortak gümrük, petrolü uluslararası güç olarak kullanma, ortak bir para birimi kullanımı gibi hedefleri olan Arap Birliği Örgütü 1945 yılında Mısır’da kurulmuştur. Lakin Arap Birliği Örgütü ifade edilen hiçbir hedefte başarıya ulaşamamıştır. Aynı zamanda 1967 yılındaki Arap-İsrail Savaşı’nda da mağlup olmuştur.

Arap milliyetçiliği tarihsel olarak dönemlere ayırarak incelemek istersek aşağıdaki gibi aşamalara ayırarak gözlemleyebiliriz: 920-30’larda başlayıp Arap Devletleri’nin kuruluş süreçleri ve 1945 İsrail Devleti’nin kuruluşu bir dönem; 1945 sonrası Arap Birliği Örgütü (1945) kuruluşu, Arap Devletleri’ndeki yönetimlerin el değiştirerek totaliter hüviyete bürünmeleri, devletlerin halk ve toprak olarak birleşim denemeleri, Mısır milliyetçiliği, İsrail’e karşı kullanılacak olan Mısır’da biriktirilen askeri unsurlar ve 1967 Arap- İsrail Savaşı bir dönem; savaş sonrası Mısır-İsrail gizli görüşmeleri, Filistin Kurtuluş Örgütünün yalnız bırakılması, Irak-Kuveyt Savaşı, Lübnan İç Savaşı bir dönem ve son olarak 2010 yılında başlayan Arap Baharı olayları sonrası olarak dört dönemde şeklinde değerlendirilebilir.

Sonuç olarak başlıktaki sorumuza cevap verecek olursak, aynı dili konuşup aynı kültür potasında milyonlarca insan olsa da bir Arap kimliği oluşturulamamış olduğu görülmektedir. Arap milliyetçiliği etkin bir yapı olup sosyal adalet, ekonomik refah, tam bağımsızlık,  yaşam standartlarını iyileştirilmesi gibi sosyal devlet anlayışları ve ekonomik ve uluslararası ilişkilerde işbirliği konularında yetersiz kalmıştır. Filistin Sorunu, İslam, ittifaklar ve Batılılaşma zeminlerinde başarı sağlayamamıştır. Yapılan toplantılar ve varılan mutabakatlar, Arap milliyetçiliğinin aidiyet kimliğini sürecin başlangıcındaki gibi diri tutmasına yeterli gelmemiştir. Her geçen gün bölgede katlanarak devam eden karışıklıklar ve insanî krizler pan- Arabizm ihtiyacını akıllara getirse de Arap ülkeleri siyasi yönetimleri Arap milliyetçiliğine göre daha dar bir tutunma olarak vatandaşlık kavramını öncelemeye önem vermişlerdir. Muammer Kaddafi Dönemi Libyası’nı örnek vererek sözlerimizi noktalayacak olursak Arap milliyetçiliği, Arap ülkelerinin kendilerine özgü ülke mensubiyeti olan vatandaşlık olarak kalmıştır. Pan- Arabizm  geleceği konusundaki belirsizliğini korumaktadır.

Kaynakça                                                                                        

OKUTAN, Çağatay (2001). Arap Milliyetçiliği, Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, 56 (02)  158-171

KURŞUN, Zekeriya “PANARABİZM”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/panarabizm (07.01.2023).                                                

ÖZTÜRK, Tuğçe Ersoy (2012), Dünden Bugüne Pan-Arapçılık ve Arap Baharı: Yeni Bir Pan-Arap Uyanış Mı? Akademik Orta Doğu: Altı Aylık Orta Doğu Araştırmaları Dergisi c.7, s. 13, 123-132


[1] Bu metin İDM’de Doç. Dr. Yusuf Sayın’ın yürütücüğünde gerçekleşen “Ortadoğu’da Siyasal Akımlar” başlıklı okuma grubu kapsamında kaleme alınmıştır.

[2] Din Kültürü ve Ahlak Bİlgisi Öğretmeni,  İletişim Adresi: cevahir_-7038@hotmail.com

İlgili Makaleler

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copyright © 2024 İDM - İlmi Düşünce Mektebi