TÜKETTİKÇE TÜKENEN İNSAN VE İSLÂM’IN İKTİSAT ANLAYIŞI

Anasayfa » Fikriyat » TÜKETTİKÇE TÜKENEN İNSAN VE İSLÂM’IN İKTİSAT ANLAYIŞI

TÜKETTİKÇE TÜKENEN İNSAN VE İSLÂM’IN İKTİSAT ANLAYIŞI

İsmail Hakkı ÖZDEMİR*

İhtiyaca göre iktisatlı bir yaşam sürdürülebilir mi?

İktisatsız bir yaşam ile ihtiyaçlar karşılanabilir mi?

Evet, uzun bir süredir kapitalist sistemin çıkmazlarıyla karşı karşıyayız. Öyle ki sınırsız ihtiyaçlar ve kıt kaynaklar söylemiyle insanlar uyutularak ‘israf ekonomisi’ tüm dünyaya yayılmıştır. Peki, tükettikçe tükenen insanı uykusundan nasıl uyandıracağız?

Arapça bir kelime olan ‘iktisat’ sözlükte; “itidal üzere hareket etmek, ifrat ile tefritten sakınmak” gibi anlamlara gelmektedir. Genel bir tanım olarak ise iktisat, “insanların istifadesine tahsis edilen her türlü üretim kaynaklarını seçip istifade etmek ve ettirmek; tüketimde ise kendisine ve herkese karşı cömert fakat israfa düşmeden itidalli olmak” demektir. İslâm hem üretim hem de tüketim alanlarında ölçülü olmayı toplumların genel refahı için önemli görmektedir. Kur’an-ı Kerim’de “Ey Ademoğulları! Her secde edişinizde güzel elbiselerinizi giyin; yiyin, için fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez” (A’raf, 7/31) buyurulmaktadır. Diğer taraftan “Eli sıkı olma (cimri olma); büsbütün eli açık da olma (israf etme). Sonra kınanır, (kaybettiklerinin) hasretini çeker durursun” (İsra, 17/29) ayetinde de aynı şekilde dengeli olmak hatırlatılmaktadır. Müminlerin mallarını israf etmesi, Allah’ın hoş karşılamadığı bir davranış olması bakımından Peygamber Efendimizin ikazları arasında da bulunmaktadır. Dolayısıyla israf ve cimrilik, dünyanın temel sorunlarından biri olup İslâm ahlakının ve İslâm iktisat düşüncesinin temel konuları arasında değerlendirilmektedir. 

Kapitalist modele dayalı günümüz ekonomilerinde bozulan gelir dengesiyle birlikte zengin bireyler lüks ve israfa yönelmektedir. Bundan dolayı üretim imkânlarının bir kısmı lüks ve israfa yönelen zenginlerin taleplerini karşılamaya tahsis edilmektedir. Diğer taraftan maddi anlamda yetersiz olan kesim ise zaruri ihtiyaçlarını karşılayamaz hâle gelmektedir. Çünkü maddi anlamda geliri yetersiz olan kesimin ihtiyaçlarına yönelik üretim yetersiz kalabilmektedir. Bu durumda da fiyat artışı kaçınılmazdır. Bütün bunlara rağmen bireyler reklam ve moda gibi unsurlarla sürekli olarak tüketime teşvik edilmekte, kredi kartlarıyla olmayan paraları harcama imkânı bulmaktadır. Sonuç olarak birey, gelir ve gider dengeleri bozulduğu için iktisatsız bir yaşamın içerisinde kapitalist ve sosyalist ideolojilerin mücadelesine seyirci kalmaktadır.

Günümüzde sürekli olarak tüketime teşvik edilen insanlar lüks yaşamın taliplileri olmaktadır. İslâm İktisadı ise ihtiyaçların değil arzuların sınırsız olduğunu belirterek iktisatsız bir dünya inşa eden sisteme karşı âdeta bir umut ışığıdır. Bu yüzdendir ki İslâm İktisadı, kapitalist sistem gibi ne insanı tükettikçe tüketir ne de sınırsız ihtiyaçlar söylemiyle kaynakları israf eder. Çünkü İslâm İktisadı dinimiz İslâm’ın bütünlüğü içerisinde yer almaktadır. Ancak iktisatlı olabilmenin ayrıca bir kültür ve medeniyet meselesi olduğu da unutulmamalıdır. Öyle ki Batı Medeniyeti için iktisâdî refahın iki tane ölçüsü vardır. Bunlar bireyin tatmini için uğraştığı arzuların çokluğu ve tüketim seviyesidir. Bireyin tatmini için arzular ne kadar artırılırsa tüketim seviyesi de artar. Öyle olunca da lüks ve israf artacağından tükettikçe tükenen insan modeli ortaya çıkacaktır.

İslâm İktisadı ise iktisâdî refahı doğrudan ahlaka bağlayarak şu esasları önemser: Haramdan kaçınma ve helalinden tüketme, temiz olma, aşırılıklardan (israf ve cimrilik) kaçınma, sağlık ve çevre… 

Bitkilerin bile topraktan aldığı besinlerde en minimum miktarla hareket ettiği kâinatta insanlar da üretimde istifade edilecek miktarı düşünmeli, tüketimde ise israfa düşmeden kendine ve diğer insanlara karşı âdil olmalıdır. Böyle olduğu takdirde yatırım artar, borç azalır ve sosyal refah sağlanır. Ayrıca gıda, giyim ve harcama gibi ihtiyaçların fertlere ait olduğu bir toplumda sağlık, eğitim, güvenlik ve ulaşım ihtiyaçları ise kamu ve özel sektör ile birlikte vakıflar aracılığıyla karşılandığından bu alanlarda kaygı duyan insan, kendini daha fazla güvende hissedeceğinden Rabbinin verdiği nimetlere şükretmeye daha fazla vakit bulur. Öyle ki şükreden insan Allah’ın kendisine vermiş olduğu nimetlerin kadrini bilerek hareket eder ve hem cinslerini düşünerek fayda sağlar. 

Hülasa, Müslüman bireyler gökyüzündeki kuşu rızıksız bırakmayan Rabbimizin lütfuna sığınarak hem cimrilikten hem de “tükettiğim kadar varım” gibi sonu âdeta dipsiz kuyu olan iktisatsız bir dünyadan kaçınmalıdır. Amellerini güzel niyet ile süslemek için gayret etmeli, dünyanın belalarına karşı çokça sabretmeli ve dinimizde yasaklanan israf ve cimrilikten uzak durarak iktisatlı olmalı ve mallarını Allah yolunda harcamalıdır. Müslümana yakışan da budur.

Bu hususta zikredilen bazı ayet-i kerimeler şöyledir:

– “Onlar verdikleri zaman israf etmezler; cimrilik de etmezler; ikisi ortası bir yol tutarlar.” (Furkân Sûresi, 67)

– “Siz hayra ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir.” (Sebe’ Sûresi, 39)

Bu hususta zikredilen bazı hadis-i şerifler şöyledir:

 – “Kesenin ağzını sıkma! Allah da sana sıkarak verir!” Başka bir rivayette “İnfak et! Sayıp durma! Allah da sana karşı nimetini sayıp esirger. Paranı çömlekte saklama, Allah da senden saklar.” (Buhârî, Zekât 21; Müslim, Zekât 88)

– “Ey Âdemoğlu! İhtiyacından fazla olan malını sadaka olarak vermen senin için iyi; vermemen kötüdür. İhtiyacına yetecek kadarını elinde tutmandan dolayı ayıplanmazsın. İyiliğe, geçimini üstlendiklerinden başla. Veren el, alan elden üstündür, (unutma).” (Müslim, Zekât 97)

Uyan! İktisatlı ol ey insan! Akan nehirden aldığın abdesti israf etme ey insan!

Uyan! Fakirler gibi yaşayıp zenginler gibi hesap verme ey insan! Cömert ol ey insan! 

* Yüksek Lisans Öğrencisi, Aksaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslam İktisadı ve Finansı. (ismailhakkiozdemir37@gmail.com)

İlgili Makaleler

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copyright © 2024 İDM - İlmi Düşünce Mektebi