“Modernlik Ruhu” Bize Ne Söyler?

Anasayfa » Fikriyat » “Modernlik Ruhu” Bize Ne Söyler?

“Modernlik Ruhu” Bize Ne Söyler?

  Yusuf Şahin*

Taha’nın Felsefî Projesi

Abdurrahman Taha[1], 1967 yılında gerçekleşen Arap-İsrail savaşında kendisine şu üç soruyu sordu:

  1. İslam aklını, -görünüşte hezimete uğratan- aklın mahiyeti nedir?
  2. Sömürge dönemleri başımıza neler getirdi?
  3. Sömürgeden sonra biz ne olduk?

Taha’nın kendi kendine sorduğu bu sorular onun felsefe tahsili almasına vesile oldu. Nitekim İslam aklını hezimete uğratan akıl, Batı felsefesindeydi. Taha da öncelikle Batı felsefesinin tartışmalarını, soru ve sorunlarını, bu sorulara verilen olası yanıtları öğrenmek amacıyla felsefe eğitimine yöneldi. Taha, eğitimi boyunca geriye kalan iki soruyu yani geri kalmışlığın bize getirdikleri ve bizden götürdüklerini düşünüp durdu.

Taha, araştırmalarının sonucu olarak Batı dünyası ile İslam dünyasının çok farklı düşünsel temellere sahip olduğunu ve bu temellerle inşa edilecek olan sistemlerin de farklı olacağını gördü. Hatta öyle ki İslam temellerine dayalı bir felsefî sistem inşa edilmesi durumunda bu Batıdakinden ahlakî anlamda daha iyi ve faydalı pratik sonuçlar doğuracaktı. Tam da burada Taha’nın zihninde bir proje belirdi. Bu projeyle Taha, İslam dünyasında kendi dilimiz ile felsefe yapabileceğimiz bir kavram dünyası ve İslam dinini fikir ve düşünceyle temellendirebileceğimiz zemini inşa etme sürecine girdi.

Artık bir proje işine girişen Taha, öncelikle “akıl” kavramını yeniden temellendirme işine girişti. Bu bağlamda o, aklı 3 kısımda ele aldı (Taha Abdurrahman 2021b). Ona göre insanın kullanması gereken akıl, dini alanı yok sayan soyut akıl değil veya sadece teorik bir dini alana dayanan rehberlik edilmiş akıl değildi. Onun akıl tasnifinde en değerli akıl, ahlakî değerlerle donatılmış, nesilden nesle pratik olarak süregelen desteklenmiş akıldı. Taha’nın akıl teorisi beraberinde onun ahlak eleştirisi ve ahlak teorisini de getirmiştir.

Taha, Batı medeniyetinin bir söz medeniyeti olduğunu bu medeniyetten söz fiilinin eylem fiilinin önüne geçtiğini tespit etti. Ona göre Batı medeniyeti, ahlakî alanı bir hayli yoksun bırakmıştır.(Taha Abdurrahman 2021a) Batı, içine düştüğü bu durumu hayatla iç içe geçmiş alanları dinden kopararak gerçekleştirmişti. Bu bağlamda Batı, siyaset ile dini (almaniyye), bilim ile dini (ilmaniyye), ahlak ile dini (dehraniyye) net çizgilerle ayırma girişimine girmişti.(Taha Abdurrahman 2023) Bunun sonucunda ise sayısız insanın katline, duygusal bunalımlara, yalnızlığa itilmiş toplumlar oluşturulmuştur.

Batı medeniyetinin, Modernizm ile fikri varlığını oluşturup bunu tebliğ etmesi, İslam medeniyetinin taklitçiliğine zemin hazırlamıştır. Nitekim İslam coğrafyası, sömürgecilik karşısında duran hareketlerini siyasî olarak gerçekleştirmiştir. Fakat hiçbir fikrin, kılıçla ve hiçbir kılıcın da fikirle alt edilemeyeceği bu dünyada İslam coğrafyasının siyasî çabaları net bir çözüm oluşturamamıştır. Taha’nın bu noktadaki rolü, onun siyasi, duygusal değil de rasyonel, fikri ve ahlakî bir hareketi başlatmasıyla önem kazanmıştır.

Taha’nın fikri mücadelesini metodoloji/teorik ve tatbik/pratik zeminde olmak üzere iki kısımda ele almak mümkündür. O teorisinin en temeline insanın, idrak edebilen bir varlık olduğunu değil de insanın ahlaka sahip olabilen bir varlık olduğunu vurgulayarak inşa etmiştir. Başka bir deyişle o, “düşünüyorum o halde varım” denilen dünyaya alternatif olarak “ahlaklıyım o halde varım” mottosunu getirmiştir. Abdurrahman Taha, tüm bu düşüncelerden hareketle sadece soyut aklı esas alan Batı modernitesinin felaketlere yol açtığını hem teorik hem de pratik zeminde ortaya koymuştur.[2] Modernlik Ruhu adlı eser de onun projesinde pratik alana tekabül etmektedir. Buna göre Taha, Batı temelli bir modernlik ve İslam temelli bir modernliği ciddi bir analize tabi tutmaktadır.

Modernlik Ruhu Bize Ne Söyler?

Modernlik Ruhu adlı eserin içeriğine değinmeden önce kısaca onun üslubunu ele alalım. Öncelikle eser, katmanlı bir yapıya sahiptir. Yani eserin içeriğinden giriş bölümünde bahsedilir ve içeriğin ulaşacağı sonuç, temel argümanlarla beraber okuyucuya en başta defalarca sunulur. Daha sonra bir, iki ve üçüncü bölümlerde eserin giriş bölümünde özet olarak bahsedilen yerler temel argümanlar detaylandırılarak tekrar verilir. Bu argümanları Batı modernitesi ve İslam temelli modernite şeklinde iki kısımda karşılaştırmalı olarak ele almak eseri anlama açısından sağlıklı olacaktır. Yani Batı modernitesi x argüman ile hareket etti, İslam modernitesi ise y argümanla hareket edecektir ve bunun sonucunda biri için a pratiği diğeri için ise b pratiği ortaya çıkacaktır şeklinde bir okuyuş tarzı benimsenebilir.

Karşılaştırmalı bir okuma metodu ile ilerleyen eserin temel sorusu: “İslam modernliği nasıl oluşturulur ve oluşan bu modernliğin Batıdakinden farkları, Batıdakine katkıları neler olur?” şeklindedir. Eserin alt soruları ise temel soru ile bağlantılı olacak şekilde şunlardır: “Modernlik nedir? Modernlik ruhu ve realitesi arasındaki fark nedir? Batı modernitesi, modernliğin yegâne örneği midir? Batı modernitesinin oluşturduğu sorunlar nelerdir ve bunların çözümü için sırasıyla hangi adımlar atılmalıdır?”

Modernlik Ruhu’nun temel sorunları ve alt sorunlarının hareket edeceği temel argüman ise şudur: Modernlik, ruhu olan (yani kendisi temel ilkelere dayanan soyut ve şemsiye bir kavramdır); modernite ise modernlik ruhundan nispet aldığı ölçüde gerçekleşen fakat kültür, inanç ve dil gibi geleneğin içindeki unsurlarla farklı farklı teşekkül edebilen bir kavramı ifade eder. Buna göre modernlik ruhu, temelde üç ana unsura dayanmaktadır. Bunlar: rüşt, eleştiri ve kuşatıcılık ilkeleridir. Bu üç ilkeden bir şekilde nispetini almış gelenek, medeniyet veya toplum modernlik ruhunu elde etmiş ve kendi mayasına göre modernlik realitesi oluşturacak hale gelir.

Taha, yukarıda bahsettiğimiz çerçevede kavram inşasını gerçekleştirir. Daha sonra Batı ve İslam’ın modernlik uygulamasını kendi sistemi çerçevesinde karşılaştırma işine girişir. Bu karşılaştırmada Batı, ahlaki açıdan sınıfta kalır. Bunun yanı sıra Batı’nın oluşturduğu ahlaki felaketleri İslam bertaraf edebilecek niteliktedir. Taha, birçok farklı güncel sorunu tamamen bu temel üzerinde Modernlik Ruhu adlı eserinde çözüme kavuşturmaktadır. Buna binaen o, özgürlük, özgünlük, akılcılık, toplum arası ilişkiler bakımından ayrım, siyaset felsefesi açısından genişleme ve yaygınlık kavramları ışığında birçok problemi ele almıştır.

Tüm bunların yanı sıra Taha, kullandığı kavramların özgünlüğünü ve inşa ediciliğini vurgulasa da Modernizm gibi Batı’da ortaya çıkmış bir kavramı kullanmaktan çekinmemiştir. Bu açıdan Taha’nın modernlik düşüncesine karşı olası olarak eleştiri geliştirilebilir. Fakat bu olası eleştirinin cevabı da eserin içerisinden rahatlıkla çıkartılabilir. Bu bağlamda Taha’nın özgünlük olarak vazettiği ve kavram üretimi işinde ele aldığı bahiste kavramların, düşüncelerin tam olarak kopuk gerçekleşmeyeceği bahsi geçer. Bu bakımdan insanın, vesayet bakımından tamamen özgür olabileceğini fakat kavramlar bakımından düşüncenin bağlılığı düşünüldüğünde tam bir kopuşun insan özüne aykırı olduğunu söyler. Bu bakımdan modernlik kavramından tam bir kopuş yapılamaz fakat bu kavramın özü tartışılıp içeriğine dair yeni kavramlar üretilebilir.

Yukarıda ortaya koymaya çalıştığımız tablo ile iç tutarlılığa sahip belli bir soru ve cevap argümantasyonu ile kaleme alınmış bir eseri konu edindik. Bunu yaparken öncelikle Taha’nın felsefi projesinden genel hatları ile bahsettik daha sonra özel bir hat olarak Modernlik Ruhu adlı eserin üslup ve içeriğini ele aldık. Peki, bu yazıyı yazmamızın asıl sorusuna geri dönelim: “Modernlik Ruhu bize ne söyler?” Modernlik ruhunun bizlere ne söylediğini Taha’nın kendisine sorduğu üç soru gibi üç cevapta toplayabiliriz:

  1. Modernlik, bir ruha sahiptir. Modernliğin ruhu ve modernliğin realitesi (Örn: Batı Modernitesi) olabilir.
  2. İslam da bir modernlik realitesi gerçekleştirebilir.
  3. İslam’ın gerçekleştireceği modernlik realitesi, Batı’nın gerçekleştirmiş olduğu realiteden birçok yönden üstün olacaktır.(Taha Abdurrahman 2022)

Sonuç

Modernlik Ruhu, Abdurrahman Taha’nın bütün eserlerinde olduğu gibi onun felsefi projesi içerisinde bir bütün halinde okunup değerlendirilmesi gereken bir eserdir. Biz bu yazımızda ilk olarak onun felsefi projesinden, bu projede insanın, aklın ve ahlakın konumundan kısaca bahsettikten sonra onun modernlik kavramına bakışını bütünün bir parçası şeklinde ele almaya çalıştık. Bunun sonucunda Taha’nın, “modernlik” denince genel olarak ilk akla gelen Batı modernitesinden farklı bir kavram kullandığını belirtip bu konuya açıklık kazandırmaya çalıştık. Bununla beraber İslam modernliğinin Batı modernitesi karşısında çok güçlü bir alternatif olacağını da eserden hareketle ifade ettik. Bu noktada Batı modernitesi karşısında alternatif bir modernlik olarak İslam modernliğinin artılarını okuyucunun Modernlik Ruhu adlı eseri okuyup incelemesini umarak okuyucuya bıraktık.

Son olarak Modernlik Ruhu’nun İslam coğrafyası düşünürleri için farklı bir kapı açmada ne derece önemli olduğundan bahsetmekte yarar olacağını düşünüyoruz. Bilindiği gibi Batı felsefesinde modern dönem olarak başlayan ve hala da post-modern dönem olarak günümüzde süregelen düşünce dünyası, düşüncenin küresel çapta tekelleşmesine yol açmıştır. Bu tekelleşme, İslam coğrafyasında taklit ile canlı tutulurken Taha’nın felsefesi öncelikle bu taklide büyük bir başkaldırıyı ifade etmektedir. Bu başkaldırı, sadece Batı’nın akademik/bilimsel geleneği ile tezahür etmeyip İslam dininin epistemolojisini de işin içine dahil ederek gerçekleşmektedir. Bu açıdan felsefe yapmanın yeni bir imkanına mahal veren Taha’nın felsefesi modern dünyada alternatif modern dünyaların da kapılarını aralamaya imkan sunmaktadır. Bu bütüncül bakış açısı ile hareket eden okur için başta modernlik ruhu olmak üzere Taha’nın tüm eserlerinin daha yapıcı ve inşa edici ufuklar açacağını umut ediyoruz.

*Yüksek Lisans Öğrencisi, Selçuk Üniversitesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü, (İletişim Adresi: yusuf66sah@gmail.com)

Künye:

Taha Abdurrahman. 2021a. Ahlak Sorunsalı Batı Modernitesinin Ahlaki Eleştirisine Bir Katkı. 3. Baskı. İstanbul: Pınar Yayınları.

Taha Abdurrahman. 2021b. Dini Amel ve Aklın Yenilenmesi. 2. bs. İstanbul: Pınar Yayınları.

Taha Abdurrahman. 2022. Modernlik Ruhu: İslami Bir Modernlik İnşasına Giriş. 1. bs. İstanbul: Pınar Yayınları.

Taha Abdurrahman. 2023. Seküler Ahlakın Sefaleti İlahi Emanet Paradigmasının Seküler Ahlak Eleştirisi. 1. bs. İstanbul: Pınar Yayınları.


[1] Filozofun ismi Abdurrahman Taha’dır. Bilinenin aksine Taha Abdurrahman değildir. Detaylı bilgi için bkz: Wael b. Hallaq, Modernitenin Reformu.

[2] Teorik zemin için: Ahlak Sorunsalı, pratik zemin için: Dinu’l Haya kitapları birer örnek olarak ele alınabilir.

İlgili Makaleler

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copyright © 2023 İDM - İlmi Düşünce Mektebi